Tescil Savaşında GAÜ Zaferi’ne Rağmen Süren

Emete GÖZÜGÜZELLİ 13 Ocak 2016
Emete GÖZÜGÜZELLİ

İlim ve irfan dünyasına hizmet veren üniversiteler yaptıkları hizmetler yanında, kurumsal varlıkları ile de hem insanlığa, hem de bağlı bulundukları ülkeye nam salarlar. Sahip oldukları bu nam, her bir üniversitenin kendi içinde eğitim kalitesi ve kurumsal varlığı ile gösterdiği performans ve kalite farklılığı ile öne çıkmaktadır. Şüphesiz eğitimde de marka olmak önemlidir. Bunun doğal sonucu olarak da öğrencilerin rağbet ettiği marka üniversiteler vardır. Hal böyle olunca rağbet edilen marka ne ise bunun taklit edilmeye açık hale gelmesi söz konusu olabilir. İşte bu noktada, taklitçiliği önlemenin en önemli yolu da hukuksal koruma sağlanmasıdır. Zaten, taklitçilik yada buna benzer bir durumun teyakkuz etmesi halinde ise, hak sahibinin markasını koruma durumu her zaman geçerlidir. Bunun içindir ki 1985 senesinde KKTC’nin ilk kurulan üniversitesi olan Girne Amerikan Üniversitesi tescilli adı ve hizmetleri ile uluslararası alanda bir dünya markası haline gelmiştir. Bunun sonucu olarak da GAÜ kendi varlığını hukuksal koruma yolu her daim saklıdır. Pek tabii ki bu durumda, Girne’de açılmak istenen veya açılan başka bir üniversitenin de adına “Girne” demesi yada böyle bir iddiada bulunması ne etik ne hukuki olarak mümkün olamaz. Bu dünya standartlarında yer alan hukuksal düzenlemelerde de böyledir. Dolayısıyla bu realiteye karşı hareket eden hangi kurum,ticari işletme yada ticari olmayan örgüt olmuşsa günün sonunda hak sahibi karşısında geri adım atmak zorunda kalır.  

Hakikaten de, ülkemizde yer alan üniversitelere baktığımızda, Girne Amerikan Üniversitesi’nin hem ülke içinde hem de üç kıtada bir marka olduğunu görürüz. Marka oluşunun asıl fonksiyonu hizmetlerinin diğer hizmetlerden ayrılmasını ortaya koyan duruşundan dolayıdır. Zaten, yüksek eğitim alanında öğrencilerin en fazla önem verdikleri konulardan biri de marka bir üniversitede eğitim görmekten geçer. Bu tercih gerçekleşirken önceden duydukları markayı incelerler ve tercih etme yoluna giderler. Bu inceleme safhasında ilgili üniversitenin adından, logosuna, ve hatta telefon numaralarına kadar öğrencilerin ve ailelerinin ilgi alanı içerisinde incelenir . İlaveten, yapılan etkinlikler, alınan akreditasyonlar, kurumsal yapı ve kalite dahil tüm önemli unsurlar öğrenci ve ailelerin tercih sebebinin oluşmasına imkan kılar. Hal böyle olunca, ayni isim altında başka bir üniversitenin isim benzerliğinde ayni şehirde açılması , öğrencilerin tercih yanılmasına sebep olabileceği gibi, hak sahibi kurumun senelerce verdiği emeğe karşı saygısızlık teşkil eden tavrı oluşturacaktır. Söz konusu etik dışı olan bu  duruma ise hiçbir hukuksal düzen müsaade etmez.  Daha açık bir ifade ile belirtmek gerekirse, küreselleşen dünyada, ayakta kalabilen kurumlar içerisinde logo, ürün, isim, sembol taklitçiliğinin ortaya çıkmasının anlaşıldığı durumlarda bile hak sahibi hukuksal zeminde  hep haklı bulunmuştur. Dolayısıyla bugün, Yüksek İdare Mahkemesinin GAÜ lehine aldığı karar yadırganmayacak bir durumu yansıtmaktadır. Yargımızın bu konuda adil davranması ve uluslararası hukuk standartlarına uygun dünyada yapılan kararlar ile benzerlik gösteren duruş sergilemesi bizleri cesaretlendiren, güveni daha da kuvvetlendiren bir netice sağlamıştır. Nitekim, GAÜ’nün Yüksek İdare Mahkemesinde başlattığı hukuk mücadelesinde YDÜ’nün “Girne Üniversitesi” adını kullanamayacağına kanaat getirerek alınan ara emir ile hiçbir yerde “Girne Üniversitesi” adının kullanılamayacağına hüküm vermesi bu hakkaniyet ve adaletin tecellisidir.

Öte yandan, YDÜ’nün “Girne Üniversitesi” adını YİM kararlarına rağmen halen kullanmaya çalışması son derece talihsiz bir durumu göstermektedir. İlaveten, bugün YİM kararına rağmen, halen Ulaştırma Bakanlığı ve Karayolları Dairesi’nin önceden asılan tabelaları kaldırmaması oldukça düşündürücü ve bir o kadar üzücüdür. Bu durum hukuksal bir devlet anlayışına aykırılık teşkil ettiği gibi vatandaşlar nezdinde siyasi duruşa güvensizlik yaratabilecek yapıdadır. Mamafih, bu ne vahim bir tablodur ki , alınan hukuk kararına rağmen hiçbir adım halen atılmamaktadır. Bu durumun GAÜ’ye nasıl zarar verecek nitelikte olduğunun ivedilikle ilgili kurumlar tarafından algılanması ve YİM kararlarına uyulması gerekmektedir. Bu konuda atılacak adımların ilgili siyasi kurumlarca dikkate alınacağı ve gereğinin yapılacağı kanaatinde olarak, hukuka saygı çerçevesinde derhal hareket edilmesini arzu etmekte ve böyle olacağını ümit etmekteyiz. 

Yazarın tüm yazıları